Bedenin İçinde Yüzbin Fersah

Farenin doğasında kediden kaçmak var. Sadece çizgi filmlerde değil, gerçek hayatta böyle. Doğadaki av ve avcı dinamiklerinden sadece biri bu: Kedi avcı, fare ise av.

Yalnız bazı zamanlarda fare kediden kaçmayı bırakır.  İçinde ani bir içgüdü oluşur. Artık kedilerden korkmamaya başlar, garip bir cesaret gelir. Hatta kedilerin karşısına çıkmaya başlar, sanki beni avla dercesine!

Kedi, doğal olarak, bu cesur fareyi yakalar ve avcılığıyla övünüp, avladığı farenin keyfini çıkarırken, aslında çok daha büyük bir oyunun piyonu olduğunu farketmez. Hikayenin kahramanı kedi değildir aslında…

gözle görülmeyen, tek hücreli minicik bir canlının büyük bir oyunudur bu.

Bu canlının adı Toxoplasma Gondii.

Tek başına dışarıda yaşayamayan bir parazit bu ve canlı kalabilmek için aracılara ihtiyaç duyuyor. Aracılarına zarar vermiyor, çünkü onların canlı olması işine geliyor. Tüm memeli hayvan bedenleri onu canlı tutabilme yeteneğine sahip. İnek, keçi, insan ve fare bunlardan bazıları.

Ama canlı kalmak yetmiyor ona, üreyebilmesi için başka bir memeli bedenine ihtiyacı var.

Kedinin bedenine girmesi gerekiyor.

Dolayısıyla Gondii, fare bedenine girdiğinde, ve onun beyninde yaşamaya başladığında, ana evi olan kedi beynine yönelmek için farenin korku algısını değiştiriyor. Onu kedilere yem yapıyor, çünkü Toxoplasma Gondii, kediye gitmek istiyor!

Parazit kediye vardığında, ona zarar vermeden yeniden çoğalıp, tekrar doğaya dağılıyor.

Başka bir fare buluyor. Hikaye başa dönüyor.

Bu, bilinen milyonlarca parazit/bakterilerden sadece birinin hikayesi. Küçük, tek hücreli canlıların çok daha karmaşık bir canlının psişesini, davranışını, nasıl etkilediğini gösteren  çarpıcı bir örnek. İnsanlarda da bulunan bu parazit, insan bedenine zarar vermiyor, ama yapılan bir araştırmaya göre insanları da cesur yapabiliyor, hatta sürücülere, parazit olmayan sürücülere nazaran 6 kez daha fazla kaza yaptırıyor. İnsandan kediye kolaylıkla geçemese de, yine de cesaret eylemini gerçekleştiriyor. Tabii her cesur insanda Gondii var demek değil bu!

Şimdi elinizi karnınıza koyun, elinizin altındaki alanı hissedin. İçerideki organların yaklaşık 1.5 kilosu değişik bakterilerden oluşmakta. Bağırsaklarınızda, doğduğunuz günden itibaren var oldular. İyi ki de varlar, çünkü onların sayesinde hazım edebiliyor, kötü bakterilerle savaşabiliyor, yani şu andaki gibi yaşayabiliyorsunuz! Bağırsağınızın sağlığı, onların sağlığına bağlı! Hatta hayata bakış açınızı bile onlara bağlı!

Nasıl mi?

Bağırsak, sinir sisteminin ana oyuncularından biri. Yüzeyi sinir ağlarıyla kaplı; bağırsağın içinde olan, her an sinir sistemi tarafından algılanıyor ve ana sistemi etkiliyor. Algıyı etkiliyor. İçeride herşey yolundaysa, kişi ‘iyi’ hissediyor, güvende hissediyor, ayakları yere basıyor. İçeride birşeyler ters gidiyorsa, iyi huylu bakteriler azalıyorsa, ne yaparsanız yapın, o kişi anksiyeteden, huzursuzluktan kurtulamıyor. Bağırsaktan beyne giden sinyal, herşey kötü diyor, içerisi de, dışarısı da…

Kişi depresyona giriyor.

Şu anda okuduklarınıza olan tavrınızı bile bu gözle görülmeyen canlılar etkiliyor olabilirler!

Kim bilir?

Çünkü şu anda bu yazıyı bedeninizdeki milyarlarca bakteri ile birlikte okuyorsunuz. Onların kurduğu ortam sayesinde algılayabiliyorsunuz. Onlar olmasa, siz de olmazdınız. Ben de olmazdım. Bu yazı da olmazdı.

Bir tanecik parazit, bir hayvanın huyunu değiştirebilirken, sadece ağzımızda var olan 400 çeşit bakteriden kim bilir hangisi, hangi huyumuzu etkiliyor? hiç birimiz bilmiyoruz.

Ama şu kesin: Yalnız değiliz!

Hiçbir eylemimizde, hiçbir düşüncemizde, hiçbir kararımızda yalnız olmadık.

Genetik mirasınıza (size özel DNA’nıza) sahip her hücrenin içinde olan o eşsiz zeka, (doğduğunuz günden beri) milyonlarca değişik bakterilerin zekasıyla beslenmekte, destek görmekte, hep birlikte ahenk halinde hareket etmekte ve bedeni hareket ettirmekteler.

Beden dediğimiz çepher, çoşkulu bir komüne ev sahipliği yapmakta. Milyarlarca yıllık bir zekadan beslenen birimlerle donanmış durumda.

Bu müthiş kalabalığın bir sonraki eylemi ne olacak acaba?

Heyecanla bekliyorum….

(Not: Antibiyotikler- bağırsaktaki,  antiseptik sıvı sabunlar- ciltteki, antiseptik ağız yıkama suları ağızdaki iyi huylu bakterileri, kötülerle birlikte öldürürler. Mümkün olduğu kadar doğal florayı desteklemek için bu maddelerden uzak durun)

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *